no comments

Uyku Eğitimini Neden, Nasıl Ver(e)medim

Simetrik şekilde yatağın kenarlarına kıvrılmış 2 ebeveynden biri gece 3 gibi salona geçer; kalan anne kişisi sabaha kadar bir çocuğunun ayağı kafasında, bir çocuğunun salyası yanağında, minik eller mütemadiyen memede kenara kenara itilir. Yavru aslanların hakimiyetinde olan afrika savanından bozma orta yatak hattından gelen sömürüler arasında bazen oflar poflar: “çekilin artık ya” falan gibi cümleler kurar gözünü yarı açıp, sonra devam eder uykusuna ve sabah 6:30-7 civarı hilen ve cebren uyandırılır; sağında ve solunda parıl parıl kırpıştırılan cin gibi iki çift zeytin gözle karşılaşır: “Günaydın anneeee, hadi kalkkk”. “Durun yaaa, daha değil….” Mecburen önce birinin sonra diğerinin ensesinden bir mis çeker. Her gece bu denli kesintili uykuya rağmen sabah nasıl yeniden enerji dolduğuna şaşar ama bir tarafı hep mızırdanır: “Tamam artık, böyle olmayacak bu ay hallediyorum bu işi” der yeni kararlar alır. Diğer tarafı ise kendisinin 17 yaşında dahi bazı geceler annesinin yanına gittiğini hatırlar. Annesi onu reddetmezdi, nasıl da mutlu ederdi üstündeki yorganın kenarını açıp kendisini içeri alarak. Arkasından sarılırdı, vücudunu kıvırıp yan yatarken ardından tüm kıvrımları takip edip vücudunu kaplayacak şekilde, ayaklarına dek. İç içe geçmiş iki kabuk gibi. Bir kalıp. Nasıl güvenli, nasıl tatlı bir histi. Her gece gitmezdi, çocukken daha sık belki. Ama reddedilmeyeceğini bilirdi. Anne demek yuva demekti. Uzun bir tatilden dönünceki: “Ev gibisi yok” hissiydi. 19’unda onu kaybedeceğini bilseydi yanına her gece giderdi. Annesi yarınının olmadığını bilseydi, kesin o da yavrusunu her gece isterdi. İşte bu anıyı hatırlatan tarafı hep ağır basardı anne kişisinin. Yarını bilmeden şu lokum kadar halleriyle onları sabaha kadar sarmalamanın ne kötülüğü vardı. Herkese çok iyi geliyordu, tek önem verdiği buydu.

İşte bizim uyku serüvenimiz tam olarak böyle devam ediyor. O anne kişisi benim. O lokum kadar zeytin gözlüler Ömer ve Ali. Biri şimdi 5 diğeri 2,5 yaşında. Onların yeterli ve kaliteli uyku alması benim için beslenmeden bile daha önemli oldu ilk 2 yıllarında. Sık sık paylaşıyorum bunu instagram hesabımda. Çocuklar cidden uykuda büyür, gün boyu öğrendiklerini uykuda organize edip yerli yerine koyar. Bu sebeple 2 yaşa kadar 12 saat gece uykusu almaları benim için çok önemliydi. Yatma saatine geçişi kolaylaştıran uyku rutinleri de…4 ayı doldurduklarında kurdum rutinleri. Bununla ilgili detaylara “UYKU RUTİNİ OLUŞTURMANIN ÖNEMİ VE PÜF NOKTALARI” başlığını tıklayarak ulaşabilirsiniz. Evet uyku rutininde disiplin tamam, uyku saatlerinde disiplin tamam. Peki nerde nasıl uykuya dalındığı konusu? İşte orda ilk paragraftan anladığınız üzere bilinçli bir disiplinsizlik içindeyim. Evet, biz birlikte yatıyoruz. Acayip mutlu ve iyiyiz böyle. Koyun koyuna uyumak bize çok iyi geliyor. Evet, ara ara bunalıyoruz ama bizim için en iyisi hala bu. Kendimce bu duruma bir son kullanım tarihi de attım, o zamana kadar stres olmadan bu şekilde devam. Peki bu duruma nasıl geldik? Hiç denemedim mi uyku eğitimi gibi şeyler? Biraz bu süreçten bahsetmek istiyorum.

Uyku eğitimlerini irdelemeye hamileyken başlamıştım. Karşıma çıkan eğitim yöntemlerinden bana göre akla en yatkınları Ferber, Tracey Hogg ve Kim West yöntemleri olmuştu. Her birinden detaylıca bahsetmeyeceğim, internete yazınca tonla bilgi çıkan net başlıklar bunlar. Ben kısaca ortak özelliklerine vurgu yapmak istiyorum ki her hangi bir uyku eğitimi verecekseniz aklınızda olsun:

Hiçbiri ilk 3 ayı kapsamıyor, orda bütün işler bebeğin ihtiyacına göre şekilleniyor. Çünkü ilk 3 ay tamamen adaptasyon süreci ve bebeğin bol bol ten temasına, sarıp sarmalanmaya, kucağa, güvene, sıcaklığa ihtiyacı var. (bence daha bile fazla) İkinci olarak, her birinin ön koşulu iyi set edilmiş bir “uyku rutini”. Belirlenen saatte uykuya geçiş için büyük kolaylık oluyor, hem de bebekler rutinlere bayılıyor, günü tahmin edilebilir yaşamak onları güvende hissettiriyor. Son olarak da hepsinin en vazgeçilmez kuralı İSTİKRAR. Bebeğinizin güveninin sarsılmaması, boş yere yıpranmaması buna bağlı. O nedenle eğer bir uyku eğitimine başlayacaksanız bebeğinizin yanı sıra sizin ve ev ortamınızın da buna hazır olup olmadığının muhakemesini yapmak zorundasınız. İstikrarı sarsan belli başlı şeyler olabiliyor. Örneğin boşanma, taşınma, tatil, diş çıkarma vb gibi şeyler.. Bazen de eşler arası anlaşmazlıklar eğitimleri sekteye uğratıyor. Kontrollü de olsa bebek ağlarken size o anda ya da ertesi gün içinde: “bebeği ağlatıyorsun” diye psikolojik baskı yapacak bir eş ya da akraba vb varsa ister istemez etkilenip eğitimi yarıda kesmeye meyledebiliyorsunuz. Bir zaman sonra yine dayanamayıp eğitime başlayabiliyorsunuz falan.. Bebek için oldukça kafa karıştırıcı ve güvensizlik yaratıcı değil mi bu sizce de? Eğer uyku eğitimi verecekseniz lütfen tutarlı olabileceğinize inandığınız, kendinizde o kararlılığı ve gücü bulduğunuz anda başlayın; ne siz ne de bebeğiniz boş yere yıpranmayın.

Şimdi dönelim benim sürecime. Ben uyku eğitimlerine uyku rutini ve saatleri kısmı hariç baştan beri mesafeliydim. Hem çoğunlukla doğal ebeveynlik kafasındaydım, sarıp sarmalamaktan mutlu oluyordum hem de bu işlerde tutarlı olabileceğime güvenim yoktu. Kontrollü de olsa bebeği bile bile ağlatmalar hiç bana göre değildi. (çok minik aylardan bahsediyorum, sosyal kuralları koymaya başladığım 2 yaş sonrası için değil bu görüşüm) Planım mümkün mertebe bebeğimi kucağımdan indirmemek, istediği her an emzirmek, onunla ten tene bolca vakit geçirmekti. (modern kapitalist dünyanın imkansız kıldığı ve yavaş yavaş insanları buna aslında gerek olmadığına inandırdığı bir durum olsa da) Hayatının ilk senelerinde onu bizzat kendim büyütmek istediğim için kariyerime de mola verip işten ayrılmıştım. Bu şekilde bebeğimin dünyaya daha kolay adapte olup daha mutlu olacağına inanıyor ve güvenli bağlanmayı tamamlamayı hedefliyordum. 4 ay sonrası uyku rutinimizi set ettim. Detayları bahsettiğim yazıda geçiyor. Rutin ve uyku saatleri konusunda gerçekten çok saykoydum. Bebeğim 12 saat gece uykusu almalıydı, maksimum 7:30 yatakta olmalıydı. Akşam 7’ye doğru rutine başlamak pahasına dışarda hiç bir program yapmıyordum (3 aylık Çeşme tatili dahil), arkadaşlarla görüşmek için onları bize çağırıyordum, çocuğu uyutup salona geçiyordum. Siz bunu yapmayın. Ben iki çocuk ve onca deneyim ve araştırma sonrası artık şunu biliyorum: Önemli olan büyük resim. Arada misafirlik, özel davetler, kısa tatiller gibi istisnalar asla rutinleri bozmuyor. İyi set edilmiş bir büyük resminiz varsa beslenmede de uykuda da başka şeylerde de istisnalar olacaktır, lütfen rahat olun. Her neyse, rutinimizin son aşaması emzirmekti, emzirirken uykuya dalan bebeğimi beşiğe koyuyordum. (memede uyutmayın, nasıl uyursa uyanınca aynı şeyi arar yazan kaynaklardan haberdardım ama dikkate almıyordum) İlk 3 ay gece her uyandığında direkt emzirip uykuya geri daldırıyordum. Çünkü benim mottom ilk 3 ay hık dese meme mık dese meme idi. Sonraki aylarda ise yapabiliyorsam önce sevip okşayarak; olmadı kucağıma alarak; olmadı yine memeyi açıp emzirerek geri uyutuyordum. Yani hiç bir zaman uyandı diye ışık açılmıyor, odadan çıkılmıyordu. Geri dalmak 2 saati de alsa uyku vakti odada yatakta olunur mesajını vermek istiyordum bebeğime, hadi çıkalım odadan oynayalım falan asla yoktu. Bazen sakin ama uykuya geri dalamadığı anlarda artık bunalıp ve kendi uykusuzluğuma dayanamayıp çat yine meme açtığım da oluyordu, çünkü memede direkt uykuya dalıyorlardı ve ben de insandım robot değil. Bu arada, ben 2 yıl yoğun emzirmenin yanı sıra ilk 1 yıl geceleri de emzirmeye baştan karar vermiştim. Hem bebeğin gelişimine hem benim süt üretimime inanılmaz katkısı oluyordu. Ama tabi her ne kadar “bunu ben tercih ettim, okeyim” desem de aşırı zorlanıyordum. Gece emzirmeleri beni ve uykumu mahvediyordu. Özellikle Ömer’de. Non-stop emziriyordum diyebilirim ve emzirip beşiğe koyar koymaz ağlamaya başlıyor, sürekli yanımda olmak istiyordu. Her ağladığında da beşikten al emzir geri koy üçlüsünü yapmaktan hem bel ağrısı çekmeye başlamıştım hem de her seferinde kalkıp yatmaktan daha zor geri uyur hale gelmiştim. Beşiği yatağıma bitiştirmiştim ama yine de zorlanıyordum. Ben de bu kısır döngünün sonucunda hangi akademik kaynak neyi derse desin umrumda olmadan kendi şart ve içgüdülerime göre doğru geleni yaptım ve akşam memede uyutup beşiğine koyduktan sonra gece yarısı ben uyurkenki ilk uyanışında onu yanıma almaya, sabaha kadar öyle devam etmeye başladım. Hatta bir süre sonra memem açık uyumaya başladım, uyanır gibi olunca kendi emip saniyede uykuya geri dalıyordu. Bu sayede sabaha kadar nispeten kesintisiz uyuyabilmek paha biçilemezdi. Hem bebeğin de uykusu bölünmüyordu beşikte olduğu kadar ve alması gereken uyku saati daha iyi tamamlanıyordu. Evet tek omzumun üstüne yatıp paso emzirmekten bu kez omzum ağrıyordu belki ama en azından yataktan kalkmadan uykuma devam edebiliyordum ve bu benim için her şeydi. Sonra biz baya baya beraber yatar olduk bu şekilde. İşte o ara bir an geldi dedim ki tamam artık, 8 aylık oldu, bir çaresine bakıp daha rahat uyuyabilirim. Bazı insaflı uyku eğitimi yöntemlerini denemeye karar verdim. Her ağladığında yanına biraz daha geç git, sakinleştir geri yatır vb şeyler diyen Ferber ve her ağladığında bin kez de olsa al kucağına sakinleştir geri yatıp şşşş-pat pat yap diyen Tracey Hogg yöntemlerini denedim 1 haftadan az sürelerde. (vaadleri 4.-7. günde çocuk alışacak şeklindeydi) Ama gece emzirmelerim bitmediği için (bitirmeyi ben istemiyordum dediğim gibi, yoksa 6 ay itibariyle fizyolojik açıdan artık gece beslenmesine ihtiyaçları olmadığını biliyorum), kalk emzir geri dön hem benim için yine çok zor olmaya başladı hem de bebeklerim gerçekten çok inatçıydı. Demek ki hiç hazır ve tutarlı olabileceğimiz bir anda değilmişiz. Ferber’deki gibi ne kadar geç gidersem gideyim ağlama süreleri kesinlikle kısalmıyor; Tracey Hogg’daki gibi 1000 kez de yerinden alıp geri yatırsam bir yerde yorulup durmuyordu. Kan ve göz yaşı sürecinin sonunda aşırı yorulan ben ve bebeğim yine meme açık şekilde yan yana uyuyakalmış oluyorduk. Uykusuzluk feci şey lütfen kınamayın, açlıktan daha kötü olduğu cümlesini bin kez kurmuşumdur anne olduktan sonra. Bir noktada “eeaahh” diyerek memeyi açtırabiliyor size gerçekten ve her ley boşa çıkabiliyor. Sonra sabah bir de ağlamaktan ve daha az uyumaktan kızarmış o masum tatlış şiş gözlere bakıp inanılmaz bir vicdan muhasebesi yapıyorsunuz. Evet, benim tutarsızlığım-sabırsızlığım ya da başka sebeplerden ötürü elimde başarısız iki deneme vardı .O noktada dedim ki kendi kendime, zaten gece emzirmelerine devam etmek istiyorsun ve devam ettikçe uyku eğitimi versen de kalk emzir yatır olayı yine yıpratacak, daha da uykusuz kalacak ve yorulacaksın, bırak gece emzirmesini bitirene kadar birlikte uyumaya devam et. Sonra bakarsın çaresine.. Kafamı resetledim, “olması gereken” gibi okuduğum bilgilerden kısmen sıyrıldım ve “birlikte yatıyoruz amanın çok yanlış bir şey” stresini atıp mutlu mesut bebeğimle yatmaya devam ettim. Bu stresi atmak kilit bence, rahatlatıyor bunları düşünmeden sarılmak…Öyle böyle Ömer 1,5 yaşına geldi ve gece emzirmelerini hedefimden 6 ay sonra kesmemle ona arabalı bir yatak aldım; çok sevdi, aynı hafta kendi isteğiyle hiç zorlamadan orda uyumaya başladı. Şaka gibiydi, odalarımız ayrılmıştı! Ama nasıl? Yine uyku rutinini yapıyorduk, son kez uyku öncesi emziriyordum. Onunla yatağına yatıyordum sarılıyorduk ve o uyuyunca kalkıyordum. (gece emzirmesini ve tümden emzirmeyi nasıl kesim yazısı için tıklayabilirsiniz.) Öncesinde de o uyuyana kadar yanında kalacağımı, sonra kendi yatağıma geçeceğimi söylüyordum ki uyandığında afallamasın. Bir süre böyle devam ettik. Gece 3-4 gibi uyanıp yanımıza geliyordu kimi zaman, reddetmiyordum. Duruma göre bazen yatağına kalkıp yatağına geri götürüp dalana kadar yanında duruyordum, bazen sabaha yakınsak yanıma alıyordum beraber uyumaya devam ediyorduk, bazen geri gitmek istemiyorsa ve sabaha da yakın değilsek yanımda yatıp dalmasına izin veriyor ve dalınca kucağımda yatağına geri taşıyordum. Sonra 2 yaşına geldiğinde Ömer’e dedim ki, artık seni uyuturken seninle yatakta yatmayacağım, yanında oturacağım sen uykuya dalana kadar. O şekilde devam ettik bir süre de, yanda yerde oturup elini tutuyordum, mutlaka dokunmamı istiyordu, zorlanıyordum yine çünkü bazen uykuya dalması 1 saati buluyor hatta geçiyordu. 1-2 ay sonra da (ben artık ikinci doğuma yaklaşmıştım) dedim ki, Ömer’cim benim tablet/telefondan okumam gereken işlerim oluyor, ben sen uykuya dalana kadar artık şu koltukta oturacağım, yanıbaşında değil diyerek köşeye koyduğum bir koltuğa oturup uykuya dalmasını beklemeye başladım. Bu sayede en azından odada geçirdiğim sıkıcı uzuuuuuunn vakitlerde kulaklıkla dizi falan izleyebiliyordum sosyalliğime sosyallik katıyordum(!) Ve biz bu düzeni çok güzel tutturmuştuk ki ikinci bebeğimi kucağıma aldım. Ali’yi. Ömer 2,5 yaşındaydı tam. Kendi odasında ben köşede otururken uykuya dalmaya alışmıştı (niyetim Kim West yöntemindeki gibi yavaş yavaş odanın dışına çıkmaktı zamanla) Fakat benim az evvel yukarda anlattığım kısır döngü yeni bir bebekte başlayınca (emzirme sebebiyle al geri yat yerine bebeği yine yanıma alma süreci) Ömer’in de dengesi şaştı. Zaten 2,5 yaşında üstüne kuma gelmiş gibi dünyası yıkılmış, memeyi bırakalı 6 ay olmuş, şimdi hem mememde hem yatağımda başka bir bebekle beni görmek bence hiç kolay değildi. Ali yanımda olduğunda ben de Ömer’in sıklaşan gelişlerini daha da anlayışla karşılamaya başladım ve biz bir şekilde o yatakta hep birlikte yatar olduk. Sonuçta Ömer de hala minicikti. Bir süre sonra da Ali ve Ömer’i aynı saatlerde uyutmak istediğim için ikisini birden alıp evdeki tek çift kişilik yatak olan kendi yatağımda iki yanıma yatırıp uyutmaya başladım. Şu an hala bu şekilde uyuyoruz. Ali 2 yaşını bitirdi, emzirme olayı bitti, Ömer 5 olmak üzere ve biz her akşam uyku rutinimizi uygulayıp 3ümüz yatağa giriyoruz. Ben ortalarına geçiyorum, uykuya dalana kadar onlarla uzanıyorum.

Bu durumun son kullanma tarihine gelecek olursak: Önümüzdeki yaz bitimi. Daha erken de olabilir ama en geç o olacak. Artık hazır oluyoruz gibi. Herkes birbirinden sıkılmaya başlıyor sanki. O ana kadar böyle mutluyuz. 1,5 yaşında kendi isteğiyle kendi odasında yatmaya başlayan çocuk yine aynısını yapabilir yumuşak bir geçişle. Planım da yumuşak geçişi sağlamak adına, şu anki minik yataklarını yazlığa taşıyıp, ikisine birden çift kişiliğe yakın geniş yatak almak ve geçiş sürecinde bazen ayrı ayrı bazen ikisi bir arada bazen üçümüz bir arada uykuya dalışlara imkan sağlamak.

Evet bizde durumlar böyle. Artık ikisinin de emzirme işleri bittiği için son 5 aydır falan çok daha rahatım, yanımda uyanır gibi olduklarında bana bir dokunup kendi kendilerine uyumaya devam ediyorlar. Tabii ki doğrusu bu demiyorum hiç bir anlattığım için, işin uzmanı değilim iyi bir araştırmacı olsam da. Sadece bize iyi geleni anlatmaya çalışıyorum. Siz de kendi düzeninizi kurarken her çocuğun eşsiz bir sürece sahip olduğunu lütfen hatırlayın. Her birimiz çocuğumuzu gözlemleyip, duyup, tanıyıp ona göre tavır geliştirdiğimizde işler yoluna giriyor. Her teknik her çocuğa iyi gelmeyebilir. Okuduklarımızla içgüdülerimizi birleştirmek zorundayız.

Son olarak bebekken de şimdi de kolay ve kaliteli uyku için dikkat ettiklerimi maddelere döküp yazıyı bitireyim, en uzun yazım oldu zaten sanırım:

  • İyi set edilmiş bir uyku rutinini her akşam aynı saatlerde devreye sokmak
  • Gün içinde çocuklar için yeterli fiziksel ve zihinsel yorgunluğu sağlamak
  • Uyku saatlerine yaklaştıkça evdeki hareketliliği kademeli azaltmak
  • Uyku saatlerinde çocuklar uyansa dahi uyku odasından çıkmamak, ışıkları açmamak, uykuya geri dönmelerine uzun da sürse destek olmak.

Herkese sevgiler, gelişmelerden haberdar ederim.

ZEYNEP BARTIN

INSTAGRAM: @zeynepbartin

YOUTUBE: zeynepbartin

www.benannemioldum.com

Reply