no comments

Çocuklarda Özel Bölge ve Mahremiyet Eğitimi

Rapor edilmeyen bir çok vaka sebebiyle yılda kaç çocuk istismarı gerçekleşiyor kestirmek zor fakat istatistiklere göre her yıl dünya genelinde 40 milyonun üzerinde çocuk, fiziksel ya da duygusal istismara uğruyor. İçinde çocuğa değer verilmeyen, dediğine güvenilmeyen, mahremiyet eğitiminin esgeçildiği toplumlar bu sayıda daha büyük paya sahip.

Peki biz anneler, olası bir istismarı önlemek adına kendi payımıza düşeni nasıl gerçekleştirebiliriz?

  1. ÇOCUKLARA HAYIR DEMEYİ ÖĞRETİN: Bizim toplumumuzda başkasına ayıp olmasın diye bazı şeyleri yapmak/kabul etmek ne yazık ki yaygın. Amerika’da kaldığım dönemlerde iki yakın komşunun veya arkadaşın birbirine karşı ne kadar net ve açık konuşabildiğini, rahatlıkla birşeyi reddedebildiklerini ve bunun ilişkilerini zedelemediğini gördüğümde çok hoşuma gitmişti. Kendileri öyle olduğu için genelde çocukları da öyleydi. İstediklerini veya istemediklerini çok net ifade edebiliyorlardı. Yeni nesil Türk anneleri bu konuda daha bilinçli ve özenli bence, bu çok hoşuma gidiyor. Özel bölge eğitiminden bağımsız, gerektiğinde hayır diyebilen çocuk yetiştirmek işin püf noktası gerçekten de. İşe, “Aaa ayıp ama tatlım, bi kere öpsün amca”, “ama bak çikolata verecekmiş, hadi bi kere sarıl teyzeye”, “canım niye susuyorsun, söylesene abiye adını” gibi cümleleri lügattan atmakla başlanabilir.
  2. ÇOCUCUĞUNUZA GÜVENİNİZİ VE KOŞULSUZ SEVGİNİZİ GÖSTERİN: Çocuğumuz ne yaparsa yapsın, ne hissederse hissetsin, ne söylerse söylesin ona sevgimiz azalmaz ve bunu o da bilmeli. Çocuğumuzun her hangi bir anda duyduğu kızgınlık, sıkıntı, üzüntü, vb duyguları yadırgamayıp, alaya vurmayıp olduğu gibi kabul eder ve her şartta yanında olduğumuzu hissettirirsek; çocuktur diye geçmeyip onu birey kabul ettiğimizi ve sözlerine değer verdiğimizi gösterirsek herhangi bir istismarda bize açılması kolaylaşacaktır. Çocuklar, istismar gibi bir olayı anlattıklarında, kendilerinin cezalandırılmayacaklarını, onlara kızılmayacağını, anne babasının ona olan sevgisinin azalmayacağını bilmeli, sözlerine değer verildiğine güvenmelidir.
  3. ÖZEL BÖLGELERİ TANIMLAYIN: 2 yaş civarı, çocuklarımıza vücuduyla ilgili sınırları anlatmaya başlamak için idealdir. Bu hiç erken bir yaş olarak düşünülmemeli. 2 yaş özgürleşme dönemidir. Çocuk, bedeni üzerindeki haklarını anlamaya açıktır. Örneğin babaannesinin sarılma isteğini reddedebilir, sizin onu öpmenizi o an istemeyebilir. Yani artık seçimleri vardır. Bu nedenle, 2 yaş itibariyle çocuklara özel bölgeler tanımlanmalı; buralara kimlerin ne şartlarla nasıl dokunabileceği anlatılmalıdır. Peki nelerdir özel bölgeler: Dudak, meme ve genital bölge (popo dahil). Meme ve genitali gerektiğinde sadece anne-baba ve anneyle baba izin verdiği takdirde doktorun görebileceği/dokunabileceği anlatılmalıdır. Dudaklarından da kimse öpemez. (Anne baba dahi bu konuda kendini sınırlamalı. Örneğin meme ve genitali tuvalet ve duş yardımında vb. görebilir) Türk Psikologlar Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Doç. Dr. Aslı Çarkoğlu, bu konuşmayı şu şekilde yapabileceğimizi söylüyor: “Hepimizin vücudunda bazı özel bölgelerimiz var. Bunlar iç çamaşırlarının kapattığı yerler ve dudakların. Buralara tuvalet ve banyo sırasında yardıma ihtiyacın olunca sadece anne ve baba; biz izin verdiğimiz takdirde de doktorun dokunabilir. Bu saydıklarımdan başkası görmek isterse veya dokunursa “hayır” demelisin ve bana ya da güvenli bulduğun/seçtiğin birine anlatmalısın. Sana kızmayız. Bazen tanıdığın, sevdiğin, güvendiğin büyükler bu kuralları bilmedikleri için sana dokunurlarsa bu seni rahatsız hissettirebilir. Buna hayır de ve benimle ya da seçtiğin güvenli kişiyle (bunu birlikte seçebilirsiniz) paylaş olur mu? Böylece hem seni koruyabiliriz, hem de o yetişkine güvenlik kurallarını söyleyebiliriz.” Burada eklemek istediğim bir nokta var: Kreşlerdeki tuvalet yardımı. Bunu çocuğunuzun okuluyla konuşup sınırlandırmanızı tavsiye ederim. Amaç zaten özbakımını kendi yapan çocuk yetiştirmek, bu amaca hizmet ederken öğretmenlerinin de sadece gerektiğinde, minimum şekilde tuvalet sonrası alt temizliği yapmalarını talep edebilirsiniz. Bu hassasiyet çocuğunuzun poposunun eve temiz gelmesinden çok daha önemli! Evde her gün yıkarsınız olur biter.
  4. YABANCI KAVRAMINI ÖĞRETİN: Uzmanlar, yabancı kavramı için 4 yaş civarının uygun olduğunu söylüyor. Basitçe, “tanımadığı insanların” yabancı olduğunu ve kendisine yaklaşmalarına izin vermemesi gerektiğini açıklamakla başlayın. İyi insan ya da kötü insan sıfatlaması yapmayın, sadece bilmediği herkesin yabancı olduğunu öğretin. Bunun yanında bir de “güvenli kişiler” tanımı yapın. Mesela bir mağazada güvenli kişiler oradaki güvenlik görevlisi ya da kasiyer gibi tanımlanabilir. Bu kişileri nasıl seçebileceğini (giyim tarzi, gömlekteki isimlik gibi) çocuğa öğretebiliriz. Alışveriş sırasında bir şekilde kaybolursa ya da bir yabancının kendisine yaklaştığını farkettiğinde sizi göremiyorsa hemen bu güvenli kişilere doğru gitmesini; kendisini ve sizi tanıtarak orada beklemesini öğütleyin yeri geldiğinde. (tabi önce kendini ve sizi isim soy isimle ifade edebiliyor olmalı) Bir diğer güvenli kişi örneği parktaki çocuklu anne babalar olabilir. Oynarken bir anda sizi bulamadığında ve bir yabancının kendisine yaklaştığını farkettiğinde en yakınında bulunan çocuklu bir annenin ya da babanın yanına doğru hızla gitmesi gerektiğini anlatabilirsiniz. Son olarak, bir yabancı ona dokunursa, direkt çığlık atmasını öğütleyin: “HAYIR! BU ADAMI TANIMIYORUM” gibi avazı çıktığı kadar bağırmasını söyleyin. Hatta bunun pratiğini yapın. “Hadi bakalım en çok ne kadar bağırabiliyorsun” gibi oyun havasında yaptırıp: “İşte bir yabancı sana dokunursa aynen bu şekilde bağırmanı istiyorum” diyebilirsiniz. Ama bunları anlatırken asla korkunç ifadeler kullanmayın. “Yabancılar seni benden çalabilir”, “Bir daha seni hiç göremem” gibi cümleler çocuğu gereksiz strese sokabilir. Her daim sakin ve tutarlı olun.
  5. ÇOCUĞUNUZA SAYGILI OLUN: Bizler de çocuklarımızın özeline saygılı olmak zorundayız. O bir birey ve hakları var, tercihleri var. Her istediğimizde poposuna vura vura sevemeyiz, her tarafını mıncıklayamayız, onu zorla öpemeyiz. Vücuduna istemediği şekilde dokunulmasını normalleştiremeyiz. Tabii ki bizim bu hareketlerimiz istismar içermez ama ona saygılı olursak, çocuğumuzun bedeni üzerindeki hükmünü pekiştirmiş oluruz. Karşı koyma, kendini savunma gücünü geliştiririz. Ayrıca baştan itibaren bez değişimlerini ve soyup giydirme işlemlerini başkalarının tanık olmayacağı şekilde yaparsak, onun mahremine saygılı olmuş ve bu düşünceyi ona baştan aşılamaya başlamış oluruz.
  6. ROL MODEL OLUN: Kendi özel bölgelerimizi de aynı şekilde korumalıyız. Çocuklar bu kavramları öğrendikten/kavradıktan sonra artık yanlarında özel bölgelerimiz açık şekilde dolaşmamaya özen gösterebiliriz rol model olmak adına.
  7. TEKRARLAYIN: Kuralları çok sık olmasa da ara ara tekrarlamakta fayda var. (2 ayda 1 gibi). Hatta oyun şeklinde “diyelim ki şöyle şöyle oldu” gibi varsayımlarla canlandırmalar yapabilirsiniz.

Peki istismara uğrayan çocukta fiziksel ve duygusal belirtiler nelerdir?

Fiziksel:

  • Genital bölge veya ağız çevresinde ağrı, renk değişimi, kanama
  • Tuvalet yaparken birden çok kez rastlanan ağrı
  • Tuvalet eğitimi ile alakasız alta kaçırma

Duygusal:

  • Geceleri uyku sorunları, kabuslar
  • Öfke patlamaları
  • Bazı mekan veya kişilerden korku
  • Kendine zarar verme davranışları
  • Evden ya da okuldan kaçma
  • Yaşının ötesinde cinsel hareketler ve bilgiler sergileme

Eğer siz de çocuğunuzla ilgili bir istismardan şüpheleniyorsanız, Doç. Dr. Aslı Çarkoğlu şöyle bir yol izleyebileceğinizi ifade ediyor:

– Çocuğunuzla sakin ve güvenli bir ortamda, onu korkutmadan konuşun. Sakince, son günlerde hoşuna gitmeyen şekilde dokunan veya hoşuna gitmeyen şeyler yapmaya zorlayan birileri olup olmadığını sorun. Konuşmayı sakinliğinizi koruyarak yapamayacağınızı düşünüyorsanız bir ruh sağlığı profesyonelinden (psikolog veya psikiyatrist) yardım alabilirsiniz. Çocuğun ilk açıklamasına verilen tepki çok önemlidir.

– Çocuğunuza inanın. Kendisine, olanların onun suçu olmadığı anlatın. Bu gibi olayları söylemek çocuklar için hiç kolay olmaz.

– Çocuğunuzu, tacizcinin ona tekrar zarar vermesi ihtimaline karşı koruyun.Bu noktada adli makamlarla iletişime geçmek gerekir. Çocuğun olası tıbbi sorunlarının tedavisi için tıbbi yardım alınırken bir ruh sağlığı profesyoneli ile iletişime geçerek mağdur çocuğun değerlendirilmesini ve gerekli görülen desteği almasını sağlamak önemlidir.

Unutulmaması önemli olan nokta şudur: Susmak veya susturmak yaraları derinleştirirken konuşmak iyileştiricidir. Olanların onun suçu olmadığı ve ailesinin onu sevmeye devam ettiğinin çocuğa açıkça söylenmesi iyileşme süreci için son derece önemlidir.

Zeynep Bartın

www.benannemioldum.com

Kaynaklar:

Doç. Dr. Aslı Çarkoğlu, Türk Psikologlar Derneği İstanbul

AAP. 2014. Preventing child abductions. American Academy of Pediatrics.THINKSTOCK

Reply