no comments

Çocuklarda Öfke Krizi ile Başetme Yöntemleri

Çocuğumuzla evde, parkta, alışverişte ya da misafirlikte herşey yolunda giderken bir anda olaylar tersine dönüp ani bir öfke kriziyle karşı karşıya kalabiliyoruz. Hem de yaptığı kuleden yanlışlıkla bir lego parçası çıktı, köftesinin içinde soğan gördü, çizgifilm saati bitti, istediği oyuncak alınmadı ya da çikolata verilmedi diye. Evet, size göre basit olabilecek sebeplerden çocuğunuz ciddi bir hayal kırıklığı yaşıyor ve aslında duygularını tam olarak ifade edemediğinden (bazen de bunun istediğini elde etmede en iyi yol olduğunu öğrendiğinden) bir anda fırtına estirebiliyor.

Peki bu tip bir durumlarda ne yapalım?

  • Kontrolümüzü koruyalım: Evet, öfke krizleri bizim için çok yıpratıcı olabiliyor. Ama yine de derin bir nefes alıp, karşımızdakinin bir çocuk, kendimizin bir yetişkin olduğunu tekrarlayarak işe başlayalım. Biz sakin kalamazsak ona sakinleşmeyi öğretemeyiz.

 

  • Çocuğumuzun yanında kalalım: Kontrolümüz tamamsa çocuğumuzun yanından ayrılmıyoruz. Kendisini öfkelendiği için terkedilmiş ve suçlu hissetmemeli. Yaptığınız hareketi ceza gibi görebilir. Sevilmediğini düşünebilir. Oysa ebeveyn onu her koşulda seven ve hep sevecek olan olmalıdır. Onu o anda yalnız bırakmak, hissettiği duygunun yanlış olduğunu zannettirebilir ona. Oysa ki öfke duymak da en doğal duygulardan biridir. Önemli olan bunu kabul edip kelimelere dökmesini sağlamak. Ayrıca yaşadığı fırtına aslında onu bile korkutuyor ve o an sizi yanında görmesi oldukça güven verici oluyor. Burada bir dip not: Eğer o anda kendinize güvenmiyorsanız, her an bağırıp kontrolden çıkabileceğinizi hissediyorsanız, uzmanlar en iyisinin çocuğunuz durulana kadar ortamdan ayrılıp başka bir odada kalmanız olduğunu söylüyor. Çocuğunuz sizi kontrolden çıkmış görmemeli.

 

  • Pazarlık yapmayalım: Kriz ne kadar uzun sürerse sürsün çocukla pazarlığa girişmiyoruz.  Bazen dayanamayıp “Tamam sus lütfen, eğer şimdi buna bir son verirsen sana bir çikolata ya da sana bir çizgifilm” gibi talep-rüşvet olayı yaparsak, duygusunu yaşaması, kendisini sakinleştirmesi, bunlardan bir sonuç çıkarması gibi fırsatları ona sunmamış olmanın yanında, krize girerek istediğini elde edebileceği mesajını vermiş oluyoruz. Bence bu çok tehlikeli. Kolayımıza geleni değil, çocuk için en iyisini düşünmek zorundayız. Durulana kadar sakince bekleyelim.

 

  • Mola verelim: Uzmanlar, öfke krizi fiziksel zarar verecek boyuta ulaştığında, çocuğumuzu alıp güvenli bir yere götürmemizi tavsiye ediyor (mesela evdeyseniz kendi yatak odası). Buna bekleme süresi ya da mola deniyor. Önemli olan ceza gibi uygulamamak. O anda çocuğumuzla biz de orada kalalım, neden bir molaya ihtiyaç duyduğumuzu açıklayalım. Ama fazla interaktiviteye girmemeye de özen gösterelim o sırada. Mola süresi çocuğun yaşı kadar dakika şeklinde uygulanıyor. Örneğin 4 yaşındaysa sadece 4 dakika, daha fazlası değil. Çocuk tabii ki direnebilir. O zaman da bence yapılabilecek en iyi şey odadan her çıktığında kucaklayıp sakince geri götürmek. Tutarlı bir şekilde. Bir de asla ses yükseltmeden, agresifleşmeden, sakin ama kararlı olmak önemli. Büyük oğlum Ömer 2,5 yaşlarındayken bu tip şeyler yaşayabiliyorduk. Şimdi 4, hala yaşıyoruz ama daha kısa sürede kontrol altına alıyoruz. Ben de pratik yapa yapa kendimi eğittim, her krizde tutarlı oldum, aynı tavrı sergiledim. O da bunu gördü ve gidişatı anladı. Bazen mola vermemiz gerektiğinde direniyordu, dışarı çıkıp kendini yerlere atmaması için ben de içerde ve kapının önünde oturuyordum: “Ömer’cim, sorun yok, şu anda çok öfkelisin, sarılmak ister misin? Hadi derin nefes alalım. Şu an burdayız çünkü biraz sakinleşelim diye seni sessiz bir yere getirmek istedim, sakinleşince dışarı çıkarız yine” gibi şeyler söylüyordum. İnanın tatlı bir ses tonuyla ona sarılıp öfkesini kabul etmek çok işe yarıyor.

 

  • Öfke dindikten sonra duyguyu kelimelere döküp öfkesi hakkında konuşalım: Fırtına dindiğinde, onunla durum değerlendirmesi yapmak çok iyi olabiliyor. Yaşadığı öfkeyi basit kelimelere dökün ve aslında duyguların ne şekilde ifade edilebileceğini ona öğretin. Yani ona örnek olun. Mesela: “Çok kızgındın çünkü yemeğin istediğin gibi olmamıştı” diyebilirsiniz. Sonra da sakince: “Az önce çok öfkeliydin ve bağırıyordun, seni anlayamamıştım ama şimdi sakinsin ne istediğini anlatmak istersen seni dinleyebilirim” şeklinde devam edebilirsiniz.   Bunları siz yaptıkça zamanla o da yapmaya başlayacak, öfkesini ve sebeplerini sizinle medenice paylaşabilme yeteneği kazanacak.

 

  • Çocuğumuza koşulsuz sevgimizi hissettirelim: Çocuğunuz sakinleştiğinde ve bu krizle ilgili konuşmayı yaptıktan hemen sonra ona kocaman sarılın ve onu ne kadar sevdiğinizi söyleyin. Sakinliği takdir ettiğinizi de göstermiş olursunuz. Kızması, bağırması onu sevmenize engel değil. Bazen çocuklar bunları yaptıklarında annelerinin onları sevmeyeceğine ciddi ciddi inanabiliyor ve bu da onları duyguyu yaşamaktan alıkoyuyor. Bence bu daha sağlıksız bir durum. Bunun için ayrıca: “Bak böyle yaparak beni üzüyorsun, darılacağım ama” gibi sözleri annelik lügatından atmamız şart.

 

  • Öfke krizine sebep olan şeylerin önünü keselim: Çocuğunuzu izleyin. En çok hangi anlarda/durumlarda öfke yaşıyor? Örneğin aç olduğundaysa her daim atıştırmalıklar bulunsun yanınızda. Eğer genelde öğleden sonra fırtına estiriyorsa dışardaki programlarınızı erken saatlerde yapmayı deneyin, gibi gibi. Riski azaltın yani. Ayrıca, bir kriz dalgasının yaklaştığını hissettiğiniz anda yer, aktivite, oyuncak vb bir şeyde ani değişiklik yaparak dikkatini başka yöne çekmeyi deneyebilirsiniz. Mesela bu sabah Ömer okula giderken, dünkü müzik dersinde öğretmeninin verdiği yapışkanın cebinden düştüğünü farketti, tekrar da alamazmış çünkü diğer haftaya kadar müzik yokmuş. Baktım büyük bir hayalkırıklığıyla bir ağlama krizi gelebilir hemen vakit kaybetmeden: “Öyle mi? Aa o zaman bugün müzik yerine satranç mı var yani? Ömer artık öğrendiysen gel senle bir satranç takımı seçelim bak renklerine” diye bir kaç model gösterdim internetten ve dağıttım kafasını. Riski atlattım ve mutlu mesut okula bıraktım onu.

 

  • “HAYIR”ların sayısını azaltalım: Çocuğumuza ne sıklıkta “Hayır” dediğimizi gözden geçirelim. Eğer çok sıksa, muhtemelen hem kendimize hem çocuğumuza gereksiz stres yüklüyor olabiliriz. Biraz rahatlamak lazım. Gerçekten gereken şeylerde “hayır”ınızı kullanın, hayırlar kıymetli, değerinden gitmesin. Olur olmaz her şeyde kullandığımızda, gerçekten gerekli yerlerde hayırın anlamı kalmıyor, dinletilemiyor. Çocuk hayır duyduysa gerçekten önemli birşey olduğunu anlamalı. Ben bu sebeple baştan beri sadece tehlike yaratan şeylerde hayır dedim. Hayır önemli bir kelime oldu. Örneğin prizi mi elliyor? “Hayır”, bıçağa mı uzanıyor “Hayır” dedim. Ama koltukların tepesinde atlıyor diye hayır demedim çünkü güvenliğini sağlayabilirim aynı anda. Bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Böyle olunca sözüne daha güven duyulan bir ebeveyn oluyoruz bence ve çocukla iletişimimizde daha kolay yol alıyoruz. Ayrıca gereksiz hayırlardan gelen öfke krizlerini, çıkar çatışmalarını engellemiş olabiliyoruz.

Bütün bu saydıklarım her krizde tutarlı ve kendimizden emin şekilde yapıldığında sonuç veriyor. Ben baştan beri bunu uygulamaya çalıştım ve çok iyi sonuçlar aldım. Hala öfke krizleri oluyor tabii ki, çok normal. Ama bu durumda ikimiz de artık ne yapacağımızı çok iyi biliyoruz. Antrenman yaptık defalarca. Ömer artık kendi kendini benim az bir yardımımla sakinleştirebiliyor. Kızgınlığın çok normal olduğunu, kızgın olsa da onu çok sevdiğimi biliyor ve bunları kelimelere dökebiliyor. Tabii ki de erken yaştan itibaren bunları uyguluyor olmak artı puan. Daha geç farkına varınca, daha çok dirençle karşılaşabileceğimiz zamanlara denk gelmiş olabiliyoruz. Fakat yılmadan, sabırla, sakince bu yöntemleri denemenizi tavsiye ederim. Gerçekten sonuç almaya başlayacağınıza inanıyorum. Eğer uzun süredir denemenize rağmen sürekli ve çok yoğun öfke nöbetleri söz konusuysa ve kendine ya da başkalarına zarar verme boyutunda ise mutlaka profesyonel yardım alın derim.

Annelik zor zanaat, insan yetiştirmek sabır işi. Hepimize kolay gelsin.

Zeynep Bartın

www.benannemioldum.com

“Ben annemi oldum” instagram sayfası için tıklayınız!

 

Kaynak:

AAP. 2015. Top tips for surviving temper tantrums. American Academy of Pediatrics

Reply