no comments

Çocuklarda Gece Terörü Nedir, Kabuslardan Neden Farklıdır, Nasıl Karşılanmalıdır

En sorunsuz uyuyan çocuklarda dahi dönem dönem uykuya eskisi gibi saatinde dalamama, daldıktan sonra sık sık uyanma, çığlıklar eşliğinde-ağlayarak sıçrama gibi uyku problemleriyle karşılaşılabilir. Rutinde alınan yetersiz uyku, ayrılık kaygısı (separation anxiety dedikleri sizden ya da evinden, önemli bir figürden ayrı kalma kaygısı), çeşitli hastalıklar (ateş, boğaz-kulak ağrısı, burun akıntısı vb) ya da gelişimsel aşamalar (büyüme ağrıları gibi) uyku problemlerindeki temel sebepler olarak sayılabilir.

Hastalık kaynaklı olanlar geçici ve müdahalesi nispeten bilinen durumlar ama kabuslar ve gece terörü karşısında ne yapmamız gerektiği konusu daha muallak sanki. O nedenle bu konudaki araştırmalarımı ve yaşadıklarımı yazmak istedim sizlere.

Öncelikle, kabuslarla gece terörünün sıklıkla birbirine karıştırıldığını söylemeliyim; oysa ki ikisi çok başka şeyler. Farklarını gece terörü başlığında belirttim.

KABUSLAR

Kabuslar gün içinde karşılaşılan işitsel ya da görsel etkiler, stres, ayrılık kaygısı, geçmişten gelen travmalar gibi çeşitli sebeplerle oluşup çocukların korkuya kapılmasına neden olan rüyalardır. Onların gelişen hayal güçleriyle de birleşerek gelişim sürecinde farklılaşarak devam eder. Örneğin 2 yaş döneminde ebeveynden ayrı kalma kaygısı başroldeyken, anaokulu döneminde karanlık ve hayali canavarlar korkusu, okul döneminde ölüm ya da gerçekten başa gelebilecek tehlikeler hakkında korkular kabusların eksenini oluşturabilir. Yapılan çalışmalar küçük çocukların %70’inin kabuslarla az ya da çok boğuştuğunu ve bu durumun 10 yaşta zirve yaptığını belirtiyor.

Kimi kabuslar sonrası çocuklar uykuya dalmakta korktukları için zorlanabiliyor ki ben bunu büyük oğlum Ömer’de gördüm. Özellikle 4-5 yaş arası bir kaç gece uyanıp: “kötü bir rüya gördüm, çok korktum anne, çok korktum” diye bana sarıldığını hatırlıyorum. Bunlar sonrasındaki günün akşamı da o kabuslarda görüp hissettiklerini hatırlayıp uyumak istemediği de oldu: “uyursam yine görürüm dye korkuyorum” demişti. Bunu sık yaşamıyoruz ama başıma geldiğinde ne yapmam gerektiğini bilmek telaşlanmamamı sağlıyor. Sizlere de bu yapılması gerekenleri şöyle listeleyebilirim:

  • Çocuğun yanına gidip güvende hissettirmeli, sarılmalıyız.
  • Tekrar uykuya dalana kadar da yanında kalmalıyız.
  • Gördüğü kabus ya da rüya ile ilgili konuşmak istemiyorsa ısrarcı olmamalıyız (bazen rüyaları kelimelere dökmek zordur, sadece korku dolu bir his hatırlanır)
  • Gün içinde çocuğu olumsuz etkileyebilecek görsel ya da işitsel maruziyetleri gözden geçirip engellemeye çalışmalıyız.
  • Akşamları uykuya geçişte mutluluk verici, eğlenceli şeylerden konuşabiliriz. Bu bizde gerçekten çok işe yaramıştı. Karanlık ve canavarlar hakkında korkularını hissettiğim dönemde, her akşam yatağa geçtikten 5 dakika sonra Ömer’in bunları dile getirip düşüncesini bu konularda yoğunlaştırdığını farkettim. Ben de süreci bildiğim için onun aklına henüz bunlar gelmeden başka konular açıp tatlı yatak sohbetleri yapmaya başladım onunla. Örneğin: “bir sonraki yaş gününde nasıl bir pasta hayal ediyorsun hadi bir düşünsene, kimleri yanında görmek istiyorsun” ya da “geçen gün legolardan yaptığın makineyi nasıl tasarladın öyle kafanda” gibi hoşuna gidecek aynı zamanda da o esnada onu başka güzel hayallere daldıracak şeylerin konusunu açmaya çalıştım. O sırada esenemeler ve uyku geldi. Güzel geçiş sağlamış oldum.
  • Karanlık ve diğer tür korkular için hazırlanmış, güvenilir kitapları onlara okuyabiliriz. Yapılan bir araştırmada, kabuslarla başı dertte 5-7 yaş çocuk sahibi ebeveynlerden uyku öncesi çocuklarına Marry Coffman’ın “Uncle Lightfoot, Flip that Switch: Overcoming Fear of the Dark “ kitabını 1 ay boyunca okumaları istenmiş. 1 ay sonunda çocukların %90ında klinik olarak stres seviyesinin düştüğü gözlenmiş. Fakat bu tip kitapları okurken çocuğun duyguları üzerinden onu yansıtarak yapmamak çok önemli. Bunu hemen anlarlar, o nedenle olduğu gibi dışardan birinin hikayesi olarak okumaya özen gösterin. O zaten özdeşleştirir kendisiyle.
  • Son olarak, çocuğumuzun çok korktuğu için kapısını kapatmamak ya da koridorda hafif bir ışık açmak ona iyi hissettirebilir. Ben ışık yerine normalde sıkıca kapattığım perdeleri o dönemlerle biraz açık bırakmaya başladım, dışarının ışığı tam istediğim kıvamda hafif aydınlatıyor odayı. Ama gece yarısı tamamen örtüyorum sabah erken uyanmamaları için (yine de çok erken kalkıyorlar :))

EĞER, kabuslar giderek artıyor ve etkisi yoğunlaşıyorsa, korku günlük yaşama da yansıyorsa bir uzmana danışmanızda fayda var. Kronik kabuslarda bir terapist ile kabusların konusu üzerinden yeniden anlatma, mutlu ve güvenli sonla rüyayı yeniden hayal etme gibi yöntemlerin faydalı olduğu gösterilmiş bazı çalışmalarda ama bu kısım çok ileri vakalar için uzmanların size yönlendirebileceği bir aşama.

GECE TERÖRÜ (UYKU TERÖRÜ)

Bu durum, kabuslardan bambaşka bir şeydir. Atak gibidir. Çocuk aniden ürkmüş bir şekilde kalkarak çığlık atabilir, ağlayabilir, mırıldanabilir, tekmeler savurabilir, panik haldedir, uyur halde dolanabilir. Fakat tüm bunlar olurken çocuk büyük oranda hala uyuyordur, yani kısmen uyanıktır. Gözleri tamamen açık olmasına rağmen sizi görmez. Uyur halde harekette olduğu için de kendine istemeden zarar verebilir. Duvar, merdivenler vb çevresel faktörler fiziksel anlamda risk unsuru bu nedenle. Çocuğu gözetlemeniz çok önemli bu açıdan. Kabuslara göre çok daha nadir olan gece terörleri genellikle 5-10 dakika sürer.

Gece terörüyle hiç karşılaşmamış bir ebeveyn için durum karmaşık görünse de aslında geçici ve zararsızdır büyük oranda. Arkasından genelde derin bir uyku gelir ve çocuk sabah uyandığında yaşadığı şeyi hatırlamaz. Bu da kabustan farklılaştığı diğer yönlerdendir.

Esasen neyin tam olarak sebep olduğu bilinmeyen gece terörünün mutlaka psikolojik bir nedenle, örneğin yaşanan kötü bir olay, girilen gergin bir ortamla ilişkili olması beklenmemelidir. Fakat ruhsal travmalar, kaygılar yatkınlığı arttırabilir. Fakat her şeyin ötesinde, gece terörünün en fazla ilişkili olduğu şey “yetersiz uyku” olarak gösterilmektedir. Aynı zamanda TV etkisinden de bahsedilir. Uyuduğu odada televizyon olan ve uyku öncesi tv izleyen çocukların gece terörü yaşama ihtimali daha yüksek deniyor. Bunun sebebi de aslında tv izleme sebebiyle kısalan uyku süresi, yani konu yine dolaylı  olarak “yetersiz uyku”ya bağlanıyor. Son olarak “uykuda solunum düzensizliği” gibi tedavi edilmesi gereken durumlar da bu konuda etkili olabiliyor.

7 yaş öncesinde daha sık rastlanan gece terörlerinin 18 ay civarı çocukların %35’inde en az 1 defa da olsa görüldüğü söyleyen çalışmalar mevcut. 9 yaş sonrası görülme sıklığı azalsa da 9-10 yaş çocukların %10’unun hala bunu deneyimlediği söyleniyor

Gece Terörüne Karşı Neler Yapabiliriz

  • Çocuğun gözleri tamamen açık olsa da aslında uyuduğunu unutmamalıyız. Sesimize, hareketlerimize tepki vermesini beklememeliyiz.
  • Çocuğu uyandırmaya çalışmamalıyız
  • Ona sarılıp sakinleştirmeye çalışmamalıyız. Ona dokunmamız ya da ismiyle hitap edip yardım etmeye çalışmamız kafasını daha da karıştıracaktır. Hatta dokunduğumuzda ona saldırıldığını hissedebilir. Tüm bunlar yardım etmediği gibi durumun yoğunluğunu ve süresini uzatır.
  • Çocuk kendine gelsin diye kesinlikle sarsmamalıyız.
  • Beklemeli ve durumun kendi gidişatında sonlanmasına izin vermeliyiz. Ancak bu esnada çocuğun yakınında olup mutlaka gözlemlemek lazım ki olası tehlikelerden korunsun (merdiven, duvar vb)
  • Çocuğumuzun kaygı ve stres sebeplerini tanımlamaya çalışıp çözüm yolları araştırmalıyız.
  • Uyku öncesi çok enerjik aktiviteleri, ekran sürelerini kesip zamanında uykuya geçişi sağlamalıyız.
  • Uyurken kalkıp dolanmalara karşı çocuğumuzun odasının ve çevresinin güvenli olduğundan emin olmalıyız.
  • Ebeveynler dışı bakım verenler varsa (bakıcı, büyükanneler vb) onları bu konuda mutlaka bilgilendirmeliyiz.
  • Gece terörünü tetikleyen şeyleri önlemeye çalışmalıyız. Bu durumun en büyük korelasyonu “uyku yetersizliği” olarak gösterildiği için çocuğunuzun akşamları ya da gerekliyse öğlenleri yatağa geçiş saatini rutine bağlamalı, yeterli uyuduğundan emin olmalıyız. Çocuğumuz yeteri kadar uyumadıkça akşamları uyku saatinde ve geceleri uyku sürecinde sorunlar yaşamak daha olası hale geliyor

Uyku rutini nasıl kurulur merak ediyorsanız şu yazıma tıklayarak ulaşabilirsiniz: UYKU RUTİNİ OLUŞTURMANIN ÖNEMİ ve PÜF NOKTALARI

EĞER; gece terörü ard arda sıklıkla oluyorsa (haftada 2den fazla diyelim), 30 dakikaya kadar uzuyorsa, günlük hayata yansıyorsa, uykuda solunum düzensizliği farkettiyseniz, eşlik eden başka endişeleriniz varsa bir uzmana danışmanız faydalı olacaktır.

Son olarak gece terörü ya da başka sebeple gece uyanan çocuğumuz sakinleştiğinde (ya da zaten başka sebeplerle sakince uyanmış da olabilir) yapacağımız şey, her şeyin yolunda olduğunu söyleyip ona gece olduğunu, uyku saatinde olduğumuzu hatırlatmak olmalı. Muhabbeti mümkün olduğunca kısa tutmalı ve ışıkları mümkünse tamamen açmamalıyız. Bir kaç gece hatta bir kaç hafta sürebilir böyle sıkıntılı süreçler ama siz uyku rutininize ve gece uyanmalarındaki yaklaşımınıza sıkı sıkıya bağlı olduğunuz takdirde işler yoluna girecektir.

Zeynep Bartın

Instagram: zeynepbartin ve benannemioldum

www.benannemioldum.com

KAYNAKLAR:

www.babycenter.com

www.stanfordchildrens.org

https://www.parentingscience.com

https://www.mayoclinic.org

 

 

Reply