no comments

Çocuğunuz Anaokuluna Hazır mı?

Çocuğunuz diğer çocuklarla oynamaya bayılıyor olabilir; onun için evde verebileceklerinizin tükendiğini düşünüyor olabilirsiniz ya da sadece kendinize bir boşluk yaratmak istiyorsunuzdur. Eğer bu ve benzeri sebeplerle aklınızda anaokulu ya da kreş çanları çalmaya başladıysa durup üzerine düşünme zamanı: Çocuğunuz gerçekten hazır mı?

Günümüzde çoğu anaokulu/kreş, 2-2,5 yaş itibariyle çocukları kabul ediyor fakat uzmanlar mecbur kalmadıkça 3 yaş öncesinde okul öncesi eğitimi önermiyor. Çünkü 3 yaş öncesinde çocuklar henüz tam olarak temel yaşam becerilerini kazanmış olmamakla birlikte; sosyal kurallara adaptasyon için de hazır değiller (genel olarak). Daha çok onlara ilgi, sevgi ve şefkat verebilecek tek bir bakım verene ihtiyaç duyarlar. (mümkünse özellikle ilk 1-2 yıl anne/baba, mümkün değilse sırasıyla aileden en yakınlardan biri, o da mümkün değilse bakıcı).

Çocuk gelişimi uzmanı Anna Jane Hays de, “Çocuklar, 3-4 yaş döneminde, okul öncesi eğitimi ile elde edebilecekleri ciddi avantajları sindirebilecek hale geliyor” diyerek, çocukların 3 yaş itibariyle o ortama hazır psikolojide olduklarını doğruluyor. Her ne kadar 3 yaş sonrası, çocuğumuzun diğer çocuklarla rutin olarak bir arada olmaya, sosyalleşmeye ihtiyacına vurgu yapılarak okul öncesi eğitime yeşil ışık yakılsa da, bu dönem illa sizin çocuğunuz için doğru yaştır diye bir genelleme yapılmamalı. Yaştan çok daha önemli kriterler var irdelenmesi gereken. Ayrıca her çocuğun kendince eşsiz bir gelişim grafiği var ortalama değerlerden bağımsız. Çocuğunuz acaba, duygusal, sosyal, fiziksel ve algısal olarak belli kurallar doğrultusunda günlük rutinlerin “başka çocuklarla birlikte” yerine getirildiği bir eğitim programı için gerçekten hazır mı sorusunun cevabını anlamak için en iyi yöntem biraz zaman ayırıp aşağıdaki sorular üzerine düşünmek. Hatta bu sorular hakkında çocuğunuzu tanıyan diğer insanların da (eşiniz, teyze, hala, doktoru, bakıcısı, vb) fikrini alabilirsiniz.

Aşağıdaki soru başlıkları, Bernard College’de Çocuk Gelişimi birimi yöneticisi olan ve aynı zamanda “Parenting Your Toddler” kitabının yazarlarından Patricia Henderson tarafından böyle bir karar aşamasında olanlar için derlendi:

Çocuğunuz kendini ifade edebiliyor ve bağımsız hareket edebiliyor mu?

Öncelikle çocuğunuzun kendini/duygularını/isteklerini ifade edebilecek kadar konuşabiliyor olması gerekir. Bunun yanında bazı şeyleri kendi başına yapmaya alışık olması.. Örneğin çoğu tuvaletini yapabiliyor mu (çoğu okul bunu şart koşar), ellerini kendi yıkayabiliyor mu, desteksiz yemek yiyebiliyor mu, siz olmadan uyuyabiliyor mu gibi konuları mutlaka sorgulamalısınız.

Siz olmadan da vakit geçirebiliyor mu?

Eğer sizin olmadığınız ortamlarda, başka kişilerle (bir akraba ya da bakıcısı) vakit geçirme konusunda denyimliyse, bu okula adaptasyonda da işe yarayacaktır. Ama böyle bir tecrübesi/isteği yoksa okul öncesi bu tecrübeyi ona kazandırmayı düşünmelisiniz.. Buradaki püf nokta, ufak ufak alıştırmak. Önce bir kaç saat, sonra yarım gün, son tam gün olacak şekilde dedeyle, teyzeyle vb ile vakit geçirterek (siz olmadan) çocuğunuza biraz tecrübe kazandırabilirsiniz.

Kendi başına aktivite yapabiliyor mu?

Okullarda, grup çalışmaları olduğu kadar bireysel aktiviteler de olacaktır. Burda çocuğunuzun odaklanma, komut alma gibi yetilerinin olması büyük fayda sağlayacaktır. Eğer çocuğunuz evde de bir yetişkine dayanmadan zaman zaman kendi başına boyamalar, yapbozlar, legolar oynuyorsa avantajlısınız. Tam tersine, her durumda yetişkin desteği talep ediyorsa, okula başlatmadan önce tıpkı ayrı vakit geçirmede olduğu gibi, bu konuda da onu desteklemelisiniz. Başta sizin yanınızdayken ona bir şeyler teklif edebilirsiniz; örneğin siz kitabınızı okurken ya da mutfakta işlerinizi hallederken yanınıza legoları alıp: “hadi ben işimi halledene kadar sen de bunlardan bir kamyon yapmayı dene” diyebilirsiniz. Ya da sizi oyuna çağırdığında: “Tamam 5 dk sonra geleceğim, sen devam et, işimi bitireyim” diyebilir; 2 gün sonra bunu 10 dakika sonra geliyorum şekline çevirebilirsiniz. Yani kademeli olarak her seferinde süreyi uzatmaya çalışın. Burdaki püf nokta, sizin oyun saatinin geldiği andan önce kendinizi bir şeyle meşgul etmeniz ki, “birazdan katılacağım, sen başla” diyebilesiniz.

Grup aktiviteleri için hazır mı?

Okulda “çember saati” gibi pek çok grup aktivitesi olacak. Bunlarda çocukların ortak iştiraki beklenecek Ama aynı zamanda, sessizce oturup anlatılan hikayeleri dinlemeleri de istenecek. 3 yaş altı çocuklar için bu gerçekten zor bir şey. Doğalarında aktiflik, kıpır kıpırlık, merak duygusu vardır ve büyük oranda henüz diğer çocuklarla uyumluca oyun kurmak için hazır değillerdir. (3 yaş sonrasının önerilmesindeki bir diğer boyut)

Eğer çocuğunuzu bu tip grup aktivitelerine önden hazırlamak isterseniz, onu bol bol çocuk kütüphaneleri aktivitelerine götürebilir, oyun gruplarına yazdırabilirsiniz.

Rutinlere Alışık mı?

Okulda her gün belli bir rutin takip edilir. Çember saati, oyun saati, atıştırma saati, bahçe saati, öğlen yemeği, vb. Bunu yapmanın önemli ve güzel bir yanı vardır: Bebekler ve çocuklar rutinleri sever. Tahmin edilebilir günlük yaşamı sever, kendilerini bu şekilde güvende ve rahat hissederler. Fakat, eğer çocuğunuz evde belli rutinler görmediyse, her gün tahmin edilemez ver bir diğerinden farklıysa, bu onu strese sokar. Bu sebeple, onu okula başlatmadan önce günlerinizi standardize etmenizde fayda var. Yemek ya da uyku rutinleriyle başlayabilirsiniz.

Okula fiziksel olarak dayanabilir mi?

Yarım gün ya da tam gün…Okul öncesi eğitimde günler komutlarla doludur ve çok yoğun geçer. Sanat faaliyetleri, geziler, bahçe saatleri… Çocuğunuz böyle bir tempoya bedensel olarak uyabilir mi yoksa bu onun için fazla yorucu bir hal mi alır? (bu fiziksel yorgunluk da eninde sonunda davranışlarda agresifliğe yol açacaktır)

Uyku saatleri de bedensel dayanıklılığı etkileyen bir diğer faktördür, göz önünde bulundurulmalıdır. Çoğu okul öncesinde öğle yemeği sonrası uyku saati vardır. Eğer çocuğunuzun uyku düzeni okulunkinden çok farklıysa, bu onu bedensel ve dolayısıyla algısal anlamda zorlayacaktır. Okula kayıt öncesi uyku saatlerini okullarla uyumlu hale getirmeyi deneyebilirsiniz. Her şeyden önce, yeterli süre ve kalitede gece uykusu aldığından emin olduğunuz bir uyku düzenini set edin. Gündüz uykularını okul ile fiksleyemediğiniz durumda, bailangıçta mutlaka yarım günlük opsiyonunu değerlendirin.

Çocuğunuzu okula göndermeyi neden istiyorsunuz?

Bu kısmı lütfen iyi analiz edin. Amaç ne? Kendinize alan yaratmak mı? Onun gelişimine katkı sağlamak mı? İşe dönecek olmanız mı? Seçenekler çoğaltılabilir. Evet, çoğu uzman, okul öncesi eğitimin, çocuğunuz üzerindeki olumlu etkilerinde hemfikir.. Dil becerileri, paylaşım vb sosyal becerileri hakikatten gelişecektir. Ama şu da gerçek ki evde sevgi dolu bir ortamda, onunla gönülden ilgilenen biriyle (anne/baba/sevgi dolu bir bakıcı) vakit geçiren çocuklar da kendilerine en az kreş kadar fayda sağlıyor. National Institutes of Child Health and Human Development tarafından yapılan bir çalışmada, çocukların, onlarla sevgiyle ve istekle ilgilenen; onlara şefkat/değer veren kişilerin olduğu ortamda yetiştiklerinde potansiyellerini tam anlamıyla ortaya çıkarabildikleri ve kendilerini gelişimsel anlamda daha iyi gerçekleştirebildikleri ortaya konmuş. Yani önemli olan onlarla gerçekten gönülden ilgilenilmesi. Bunu illa okul öncesi kurumlarda sağladıklarına yönelik bir ispat yok.

Sonuç olarak, eğer çocuğunuzu okula göndermekteki amacınız, onun yeni şeyler öğrenmedeki hevesi ve kapasitesi ise ve yukarıdaki tüm sorular ışığında onun hazır olduğu kanısına vardıysanız okula başlatmak için mükemmel zamandasınız demektir!

Zeynep Bartın

Kaynak:

https://www.parents.com/toddlers-preschoolers/

https://www.babycenter.com

Reply